
direksiyon101.tr • Sürüş Kültürü ve Trafik Bilinci
Türkiye’de Park Kültürü Neden Bu Kadar Zayıf?
2 Dakika İşim Var” Diyerek Servis Girişini Kapatmak
Bir direksiyon eğitmeni olarak her gün farklı sürücü davranışlarıyla karşılaşıyorum. Bunların arasında özellikle dikkatimi çeken ve artık yalnızca bir “park problemi” olarak görmediğim bir davranış var: Boş park yerleri bulunduğu halde araçların servis giriş ve çıkışlarının önüne bırakılması.
Gerekçe ise çoğu zaman aynı: “2 dakika işim var.”, “Hemen çıkıyorum.”, “Arabayı alacağım.”
Peki gerçekten mesele iki dakika mı?
Asıl mesele, sürücünün kendisini diğer insanlardan daha öncelikli görmesi.
Boş Park Yeri Varken Neden Giriş Kapatılıyor?
Bir işletmenin girişinde veya servis kapısında boş park alanları mevcutsa, buna rağmen aracını giriş-çıkışı engelleyecek şekilde bırakan sürücünün aslında çok basit bir tercihi vardır: Birkaç metre daha yürümek yerine başkasının işini zorlaştırmayı tercih etmek.
Üstelik bu durum yalnızca servislere özgü değil. Türkiye’nin farklı şehirlerinde; hastane girişlerinde, market önlerinde, restoranların önlerinde, okul kapılarında, apartman girişlerinde, akaryakıt istasyonlarında ve servis alanlarında aynı davranışı görmek mümkün.
“İki dakikalığına” bırakılan araç, o iki dakika içerisinde başka bir aracın geçişini engelleyebilir, servis çalışanının işini aksatabilir, müşterinin aracını teslim almasını geciktirebilir veya daha ciddi şekilde acil bir durumda giriş-çıkışı zorlaştırabilir.
Burada süre hiçbir şeyi değiştirmiyor. Yanlış yere park edilen araç, 30 saniye orada kalsa da yanlıştır; 30 dakika kalsa da.
Trafik Kültürü Sadece Kırmızı Işıkta Durmak Değildir
Direksiyon eğitimi denildiğinde çoğu kişinin aklına aracı hareket ettirmek, vites değiştirmek, park etmek veya sınavdan geçmek geliyor. Oysa iyi bir sürücü olmak yalnızca aracı teknik olarak kullanabilmekten ibaret değildir. İyi sürücü, bulunduğu ortamın farkında olan sürücüdür.
Trafik kültürü; sinyal vermekten, hız sınırına uymaktan veya kırmızı ışıkta durmaktan çok daha geniş bir kavramdır. Nereye park ettiğini bilmek, başkasının geçiş hakkına saygı göstermek, işletme girişini kapatmamak, kaldırımın üzerine çıkmamak, “ben hemen döneceğim” diyerek başkasının alanını işgal etmemek de sürüş kültürünün bir parçasıdır.
Türkiye’de sürücü eğitiminin en büyük eksiklerinden biri de burada ortaya çıkıyor. İnsanlar çoğu zaman “yasak mı?” sorusuna odaklanıyor. Oysa iyi bir sürücünün kendisine sorması gereken ilk soru her zaman bu değildir. Bazen daha basit bir soru yeterlidir:
“Ben böyle park edersem başkasına ne olacak?”
“2 Dakika” Bahanesi Trafik Kültürünün En Büyük Sorunlarından Biri
“2 dakika işim var” cümlesi, trafikte yapılan pek çok hatanın adeta bahanesi haline gelmiş durumda:
• Aracını giriş kapısına bırakıyor: “2 dakika.”
• Dörtlüleri yakıp yolu daraltıyor: “2 dakika.”
• İkinci sıraya park ediyor: “Hemen çıkacağım.”
• Kaldırıma çıkıyor: “Bir şey olmaz.”
• Başkasının aracının önünü kapatıyor: “Anahtar bende.”
İşte sorun tam olarak burada başlıyor. Çünkü dörtlüleri yakmak yanlış parkı doğru hale getirmez. Aracın içinde sürücünün oturuyor olması da yolu veya giriş kapısını işgal etme hakkı vermez. Sürücü koltuğunda oturuyor olmak, yapılan davranışı otomatik olarak doğru hale getirmez.
“Boş Yer Vardı Ama Oraya Yürümek İstemedim” Gerçeği
Bence üzerinde en fazla düşünülmesi gereken nokta bu. Eğer birkaç metre ileride veya geride uygun bir park alanı varsa ve siz buna rağmen bir işletmenin girişini kapatıyorsanız, problem park yeri bulamamanız değildir. Problem, kendinize kolaylık sağlamak için başkasına zorluk çıkarmanızdır. Bu, direksiyon başındaki davranışın ötesinde bir toplumsal davranış problemidir.
Bir sürücü olarak başkalarının zamanına, emeğine ve kullanım alanına saygı göstermiyorsanız; trafik kurallarını bilmeniz tek başına sizi iyi bir sürücü yapmaz.
Direksiyon Eğitimi Sadece Araç Kullanmayı Öğretmek Değildir
Bir direksiyon eğitmeni olarak benim için sürüş eğitiminin önemli bir bölümü tam olarak budur. Öğrenciye yalnızca “debriyajı bırak”, “sinyal ver”, “ayna kontrolü yap” demek yeterli değildir. O kişiye trafikte nasıl davranması gerektiğini de öğretmek gerekir. Çünkü ehliyet almak ile iyi sürücü olmak aynı şey değildir.
İyi Bir Sürücünün Özellikleri
- Park ettiği yerin başkasını engelleyip engellemediğini düşünür.
- Birkaç metre yürümekten kaçınmaz.
- “Benim işim acil” diyerek herkesin alanını kendi kullanımına açmaz.
- Trafik kurallarını yalnızca ceza almamak için değil, trafikte düzeni ve karşılıklı saygıyı korumak için uygular.
Türkiye’nin Daha İyi Bir Sürüş Kültürüne İhtiyacı Var
Aydın Efeler’de bir yetkili servisin girişinde karşılaştığım bu manzara aslında Türkiye’nin birçok noktasında yaşanan daha büyük bir problemin küçük bir örneği. Mesele yetkili servis değil, mesele Aydın değil, mesele yalnızca servis girişleri de değil.
Mesele, “Benim işim iki dakika” diyerek ortak kullanım alanlarını kendi özel alanı gibi gören sürüş anlayışıdır. Trafikte gerçek anlamda bir sürüş kültürü oluşturmak istiyorsak yalnızca cezaları, radarları ve trafik denetimlerini konuşmamalıyız. Sürücülerin birbirlerine karşı sorumluluklarını, park etme alışkanlıklarını ve trafikteki davranış biçimlerini de konuşmalıyız.
İyi sürücülük, sadece aracı kontrol etmek değil; kendi aracınızın başkalarının hayatını nasıl etkilediğini fark etmektir. Ve bazen iyi bir sürücü olmak için yapılması gereken şey gerçekten çok basittir: “2 dakika işim var” demek yerine, aracınızı olması gereken yere park etmek.
Trafikte herkesin hakkı var. Sizin aceleniz, başkasının hakkını ortadan kaldırmaz.